İçeriğe geç
Balıkesir Cephe
Kişisel Gelişim

Enerji yönetimi: günün hangi saatinde kim olduğunuzu bilmek

Sorun çoğu zaman zamanın azlığı değil, o zamana hangi hâlde girdiğimizdir. Kendi enerji ritmini tanımak, takvimi yeniden düzenlemekten daha etkilidir.

Berrin Akçay Güncelleme: 3 dk okuma

Zaman yönetimi üzerine söylenenlerin neredeyse tamamı saatlerle ilgilidir: takvimi bölmek, boşlukları doldurmak, günü daha verimli dilimlere ayırmak. Oysa çoğumuzun asıl sıkıntısı zamanın azlığı değil, elde kalan zamanın hangi hâlde geldiğidir. Akşam yedide önümüzde iki saat vardır ama o iki saat sabahın iki saatiyle aynı şey değildir. Aynı süre, farklı bir insana teslim edilir. Bu yüzden takvimden önce ele alınması gereken şey enerjidir.

Enerji, gün boyunca düz bir çizgi hâlinde akmaz. Yükselir, düşer, yeniden toparlanır. Kimi insan sabahın ilk saatlerinde en berrak hâlindedir, kimi öğleden sonra üçte açılır, kimi de akşam karanlığı bastırdığında zihninin açıldığını söyler. Bu farklar tembellikle ya da disiplinle ilgili değildir; bedenin kendi iç ritmiyle ilgilidir. Sorun, çoğumuzun bu ritmi hiç gözlemlememiş olmasıdır. Günü, sanki her saati birbirinin aynıymış gibi doldururuz ve sonra neden bazı işlerin hiç ilerlemediğine şaşarız.

Günün haritasını çıkarmak

Kendi ritmini tanımanın en sade yolu, birkaç gün boyunca not tutmaktır. Karmaşık bir sistem gerekmez. Sabah, öğle ve akşam olmak üzere üç kez durup şu soruya cevap vermek yeterlidir: şu an zihnim ne kadar açık? Bir hafta sonunda ortaya bir örüntü çıkar. Çoğu insan, düşünmesi gereken işleri en yorgun saatlere, mekanik işleri ise en berrak saatlere sıkıştırdığını fark eder. Bu keşif tek başına ciddi bir kazanç sağlar, çünkü işleri değiştirmeden yalnızca sıralarını değiştirmek bile sonucu belirgin biçimde etkiler.

Haritanın ikinci katmanı, hangi işlerin enerji verdiği ve hangilerinin çektiğiyle ilgilidir. Bunlar her zaman beklenen yerlerde çıkmaz. Kimi insan için uzun bir hazırlık gerektiren yazı işi yorucu değil, tam tersine toparlayıcıdır. Kimi için kısa ve basit görünen bir telefon görüşmesi, ardından yarım saat kendine gelmeyi gerektirir. Bu bilgiyi toplamak, günü daha gerçekçi kurmayı sağlar.

Ara vermek ile kaçmak arasındaki fark

Yorgunluk hissedildiğinde verilen molaların çoğu aslında mola değildir. Ekrandan başka bir ekrana geçmek, zihni dinlendirmez; yalnızca dikkatin yönünü değiştirir. Gerçek bir ara, zihnin biraz boşta kalmasına izin verendir. Pencereden dışarı bakmak, birkaç dakika yürümek, bulaşıkları yıkamak gibi düşük talepli işler bu yüzden şaşırtıcı biçimde toparlayıcıdır. Buradaki ölçü şudur: aradan sonra kendini daha hafif hissediyorsan mola olmuştur, daha ağır hissediyorsan yalnızca kaçış olmuştur.

Molaların yerleşimi de önemlidir. Çoğu insan molayı, artık devam edemeyecek hâle geldiğinde verir. Oysa enerji tamamen tükendikten sonra alınan ara, tükenmeden önce alınan aradan çok daha uzun sürmek zorundadır. Küçük ve düzenli duraklamalar, büyük ve zorunlu duraklamaları önler.

Yorgunluğun çeşitleri

Her yorgunluk aynı değildir ve her yorgunluk uykuyla geçmez. Zihinsel yorgunluk, uzun süre karar vermekten ve odaklanmaktan doğar. Duygusal yorgunluk, insanlarla kurulan yoğun temastan ya da bastırılan hislerden gelir. Bedensel yorgunluk hareketsizlikten de doğabilir, aşırı hareketten de. Bunları birbirinden ayırt edemediğimizde yanlış ilacı veririz: duygusal olarak tükenmiş bir insanın daha fazla uyuması nadiren işe yarar, ona gereken şey genellikle sessizlik ya da sohbettir.

Bu ayrımı yapmak için kendine sorulacak soru basittir: şu an neyi yapmak istemiyorum? Cevap "konuşmak" ise duygusal, "düşünmek" ise zihinsel, "kalkmak" ise bedensel yorgunluktur muhtemelen. Doğru teşhis, doğru toparlanmayı getirir.

Enerjiyi korumanın sessiz yolları

Enerji yönetimi denince akla büyük değişiklikler gelir ama asıl fark küçük sürtünmeleri azaltmakta gizlidir. Sürekli ertelenen ve her gün aklımıza gelen bir iş, yapılmadığı hâlde bizden enerji çeker. Karar verilmemiş konular da öyledir. Bunları yazıya dökmek, en azından ne zaman ele alınacağına karar vermek, zihnin arka planındaki gürültüyü azaltır.

Son olarak, günün sonuna bilinçli bir kapanış koymak enerjiyi ertesi güne taşımanın en etkili yollarından biridir. Beş dakikalık bir toparlanma, yarın nereden başlanacağını belirlemek, bitmemiş işleri bir yere not etmek yeterlidir. Böylece akşam saatleri işin devamı olmaktan çıkar. Zamanı yönetmek belki mümkün değildir; ama o zamana hangi hâlde girdiğimizi belirlemek büyük ölçüde elimizdedir.

Paylaş Facebook X WhatsApp

Kişisel Gelişim